Kayıtlar

salgın etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Köstebekgiller : Ata Tohumu Muhafızları

Resim
                                                                                   Köstebekgiller : Ata Tohumu Muhafızları , Köstebekgiller ile şarkıcı olma hayali kuran Deniz ve kardeşi Arda'nın son ata tohumunu yok etmeye çalışan kötü niyetli bir profesöre karşı verdikleri mücadeleyi konu alıyor. Film ; çevre bilinci , doğayı koruma ve  doğal kaynakların sürdürülebilirliği gibi önemli kavramları eğlenceli bir hikayeyle aktarıyor.  Yapay gıdaların dünyaya yayılmak istenmesi üzerine kurulu senaryo ile, doğal olanın neden korunması gerektiğine dikkat çekiyor. Köstebekgiller ve iki kardeşin serüveni, çocuklara birlikte hareket etme, dayanışma, strateji kurma ve pes etmeme gibi sosyal becerileri de örnekliyor. Ayrıca topluluk önünde konuşma kaygısı yaşayan ve okulda zorbalı...

PAYLAŞMA(MA)YI ÖĞRENİYORUZ!

                       Pazartesi günü okullar açılıyor.Toplantı yapıldı okulda bugün. Anne-babalarda  heyecandan çok derin bir düşünce hakimdi görünüşe göre.                Okullar temizlenmiş, sıralar pandemiye göre sıralanmış, uyulması gereken kuralları ailelere anlatıyor öğretmen ve okul idarecileri.                Her şey yeni düzene uygun. Ama bir noktada üzüldüğümü dile getirmek istiyorum. Küçüklüğünden beri çocuklarımıza, "Paylaşmak güzeldir." diyerek paylaşmayı öğretiyoruz ya, bugün müdürümüz sınıfa geldi ve dedi ki "Çocuklarınıza paylaşmamayı öğretin! Birbirlerinin eşyalarını, kalemlerini, silgilerini kullanmaları yasak. "  Unutmak, kaybetmek gibi bir lüksleri yok artık.                  Herkes için zor bir dönem..Artık önlemlerle yaşamaya alıştık,alışmak zorundayız.  Hayırlı bir e...

Geçmiş Olsun Türkiye!

                   Orman yangınları, salgın ve eğitim.Bu 3 konuyla ilgili kısa bir yazı yazmak istiyorum size.                    10 gündür ülkemizin kıyı şeridinde ve yakınlarında sönmek bilmeyen orman yangınları ile savaşıyoruz. Söndürüldüğü için rahatlayacağız derken bir yenisi başlıyor. Her yangın haberinde ağaçlarla, ormanda yaşayan  canlılarla beraber bizim de ciğerlerimiz yanıyor. Yeşille bezenmiş yollardan geçerken, şimdi siyaha boyanmış yollardan geçecek olmamız canımızı sıkıyor. Hiçbir şey için heves kalmadı desem yalan olmaz.                   Salgın konusuna gelince insanlar salgını unuttu,sıcak havanın etkisiyle tedbirleri ihmal etmeye başladı ama o insanları unutmadı. Yayılmaya devam ediyor. Aşılarımız tamamlanmış olabilir ama ülke bağışıklık kazanmadan salgının sonu görünmüyor ne yazık ki.        ...

Yerlere Maske Atmayınız!

Resim
                                  "Dünya nereye gidiyor?" diyoruz ya hep ,onun iyiye ya da kötüye doğru gitmesi biz insanların elinde. "İnsanın dünyaya biyolojik olarak pek bir faydası yok. Dünyaya verdiği zararı fark ettiği anda başlar faydası. " diyor Sinan Canan.                                 Bu salgın zamanında dünyaya verdiğimiz zararı gözlerimizle gördük. Evlerimize kapanınca hava kirliliğinde belirgin bir  azalma oldu, rahat bir nefes aldı dünya. Ceza verir gibi maskelerin arkasında nefes almaya başladı insanlar. Ama akıllanmayıp , zarar vermeye devam edenler yok değil. Sokakta yürürken yere atılmış maske görmeme ihtimali yok ne yazık ki.                                 Bilinçsiz olmanın neredeyse imkansız olduğu bu zamanda, "...

2020!!

    2020'ye veda etmemize çok az bir zaman kaldı. "İlk defa yeni bir yılın gelişini değil, önceki yılın gidişini kutluyoruz." yazıldığını görmüştüm bir yerde. Kutlayamıyoruz bile daha doğrusu. Aslında biliyoruz yeni yıla girdiğimizde pat diye bitmeyecek hiçbir şey. Keşke bitse, bitebilse!       Her açıdan çok zor bir yıldı.Sağlık, en önemlisi tabi. Ardından eğitim, ekonomi, deprem ülkesinde yaşadığımız için depremlerde yaşanan can kayıpları, hele bizim gibi eş dostla akrabayla sık sık görüşüp toplanmayı, misafirliğe gitmezse yapamayan, davet edildiği düğün derneğe gitmezse hayatının yanlışını yaptığını düşünen bir millet için büyük travmaydı.        Bu yaşadıklarımızın sadece 2020 yılına has olduğunu bilsem çoğu insan gibi, "Git artık 2020", "Nasıl bir yılsın sen 2020", "Bıktık senden 2020" derdim ben de. Ama hiçbir şey bitmedi, devam ediyor hala. 2020 bitiyor bitmesine ama gelenin gideni aratmaması benim tek dileğim.     ...

Alaska Kurbağası

Resim
     Bu başlıkta ne böyle? Kurbağadan mı bahsedeceğim sizlere? Evet, bu aralar aynı onun gibiyiz çünkü. Nasıl mı?       Alaska kurbağası, sert kış aylarında donuyor ve kalbi de duruyor. O kadar az çalışıyor ki fark edilmiyor bile. Kıpırdamıyor hiç. Sağa sola da bakamıyor donduğu için. Sonra bahar gelince kaldığı yerden devam ediyor zıplamaya.        Biz de alaska kurbağasının donduğu kış aylarında gibiyiz yaklaşık olarak 1 yıldır. Evlerine  kapandı çoluk çocuk, tüm aile. Eğitim sistemi, bir ilki gerçekleştiriyor. Çalışma hayatı da aynı şekilde. Sadece seyrediyor, yorumluyor ve baharın gelmesini bekliyoruz. Bizden istenen de bu. Erimek için sabredip güneşli günlerin gelmesini beklemek.          Hiç unutamayacağımız bir dönemden geçiyoruz. Eski günlerimize dönmeyi bekliyoruz, hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını bile bile. 

Coronavirüs 😷

        Bu güzel bahar aylarında hayatımızın başrolünde Coronavirüs yer alıyor ne yazık ki..         Her konuştuğumuz kişiyle virüs hakkında konuşmadan kapanmıyor telefonlar. Hatta dün arkadaşımın doğum günüydü. Kutlamak için aradığımda uzun uzun virüsün hayatımızı nasıl etkilediğini, nasıl önlemler aldığımızı konuştuk. Kapatmadan önce doğum gününü kutlamak geldi aklıma. 🙄        İşin en kötüsü de ne biliyor musunuz? Yetişkinler kadar çocukların da etkilenmesi. İster istemez her yerde virüsten bahsediliyor. Her gün dışarıya çıkmaya alışkın çocuklar yaklaşık 1 aydır evin içinde.        Dün yatmadan önce oğlumun söylediği cümle ile yıkıldım resmen. "Anne ben öleceğim galiba venüs* yüzünden."  Şaşırdım, sarıldım sıkı sıkı. "Bebeğim venüs çocukları göremiyor, sen ellerini sık sık yıkayıp dişlerini fırçalarsan hiç göremez merak etme." 😔  Bir daha yanında virüsün adını bile anmayacağıma söz verdim ...

Dikkat, Virüs Var!

     Dünya, hayatı yaşamak adı altında ülkelerden ülkelere, konserlerden sinema- tiyatrolara hep bir koşuşturma halinde olan insanoğluna "Dur, bir sakinleş!" dedi.Bir virüs ortaya çıktı. Tüm dünya sessiz kaldı bir anda.      Yetkililer virüsün yayılmaması için  evden çıkılmaması gerektiğini söyleyince genç yaşlı herkes eve kapandı. Hiç olmadığı kadar birlikte zaman geçirmeye başladılar belki de. Kimi aileler için bir fırsat kimisi için ızdırap dolu günlerdi.        Çocuklu aileler, çocuğunu parka götüremediği için üzgün, evde ona park keyfini verecek oyunlar oynama çabasındaydı. Evde babayla top oynamalar, anneyle pasta börek yapmalar falan  derken günler geçiyordu.         Çalışmaya devam eden emekçiler, hastaları teşhis eden, iyileştiren sağlık çalışanları, doktorlar da vardı elbette. En çok endişeyi yaşayan onlardı aslında. Kendileri için değil evde bekleyen ailesine virüsü yaymaktandı endişe ve korkul...